Söyleşi: Nereden çıktı bu Patoloji Platformu?

Dr. Hatice Olger Uzuner’in patoloji uzmanları arasındaki iletişimi sağlamak amacıyla kurmuş olduğu Facebook grubu, önceki adıyla “Aktif Patologlar” olan “Patoloji Platformu”, zaman içerisinde yelpazesini genişleterek Türk patoloji camiasının pek çok üyesini kapsayacak şekilde ulusal ve çoğunlukla Türkçe paylaşımlar yapılmasına karşılık, beklenenin ötesinde uluslararası bir kimlik kazandı. Kurucusu olan kıymetli meslektaşımızla bu süreci ve gelişimi konuşmak, düşüncelerini öğrenmek istedik.

 

 

Merhaba Dr. Uzuner, bize kendinizi tanıtır mısınız?

 

Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde patoloji uzmanı olarak çalışıyorum. 2014 yılında Ondokuz Mayıs Üniversitesi Patoloji bölümünden uzmanlığımı aldım. Evliyim, 8 yaşında bir kızım var.

 

Facebook grubu kurma düşüncesi nereden çıktı?

 

2014 yılında mezun olduğumda ilk görev yerim İzmir’de küçük bir devlet hastanesi oldu. Yıllık vaka sayısı 10.000 olmayan, cerrahların küçük eksizyonlarla yetindiği, endoskopik biyopsilerin ağırlıklı olduğu, bir nevi semt polikliniği havasında bir hastane idi. Tabii ben yeni mezun olmuşum, çok hevesliyim, bol vaka görüp deneyim kazanmayı hayal ediyorum. Belki çalışma bile yaparım düşüncesindeyim. Ancak o dönemde beraber çalışmak zorunda olduğum meslektaşım ile iyi bir iletişim kuramadık. Vakaları ve teknik konuları danışma konusunda ciddi sıkıntı yaşıyordum. SUT kodlamaları dahil akıl alabileceğim kimse yoktu çevremde. Zaman zaman hocalarıma, asistan arkadaşlarıma danışıyor ancak bunu sürekli yapamıyordum. Sonraları Ege Üniversitesi ve Yeşilyurt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne vaka danışmaya, olgu sunumlarına katılmaya başladım. Dokuz Eylül Üniversitesi’nin vaka tartışma toplantılarına katıldım. Tabii, bu şekilde hastane dışında zaman geçirmeye başlayınca rutinim aksamaya başladı ve idare de daha sınırlı izin vermeye başladı. Bu arada, her zaman sosyal medyaya ilgim olduğu için hızla gelişen bu mecrada patoloji alanında araştırmalar yapmaya başladım. O dönemde birkaç kişisel blog ve web sitesi buldum ancak pek aktif değillerdi, sorularıma cevap vermiyorlardı. Asıl istediğim şey, üyeler arasında anında etkileşimin olduğu bir ortam bulmaktı. Uzun süren aramalarım neticesinde böyle bir oluşum bulamadım. Sonra bir aydınlanma yaşadım, insanlar öylesine sıradan ortak yönleri için gruplar kurup, birbirlerine fayda sağlıyorlardı ki patoloji gibi oldukça önemli bir alanda neden böyle bir grup yoktu? Zaman zaman bu düşüncelerimi arkadaşlarımla da paylaşıyordum. Şartları benden daha vahim olan bir sürü yeni mezun patolog vardı. Benim arayıp yardım talep edebildiğim hocalarım, patolog arkadaşlarım vardı ama bu imkanı olmayanlar da vardı. İşte uzun lafın kısası bu sebeplerden ötürü grubu kurdum.

 

Grubu 6 Mayıs 2015 tarihinde kurdunuz. İlk paylaşımlar nasıldı?

 

İlk paylaşımlar genelde patolojinin bazı dezavantajları hakkında dert yanma şeklindeydi. Özlük haklarımızın kazanılamaması, SUT puanlarının düşük olması, makroskopinin puanlama dışı bırakılması gibi konular konuşuluyor, nadiren vaka danışılıyordu. Ben de ender gördüğüm vakaları paylaşıyordum. Zaman zaman teknik konuları da soruyordum ancak belli başlı kişiler yorum yapıyordu, bir şekilde insanlar geri planda duruyorlardı. Eleştirilmek ya da yanlış bir şey söylemiş olmaktan çekindiklerini düşünüyordum. Bu arada arkadaşlarım kişi listelerindeki patologları gruba ekliyorlardı, eklenen kişiler de kendi arkadaşlarını ekliyordu. Zamanla daha ilgili olan meslektaşlarım kendiliğinden paylaşım yapmaya başladılar. Bu kişileri öncesinde tanımıyordum.

 

Zaman içerisinde grup büyüdü, büyüdü. Bu beklediğiniz bir şey miydi?

 

Aslında ben daha büyük bir ilgi bekliyordum. Evet üye sayısı artıyordu ancak insanlar çoğu zaman izlemekle yetiniyorlardı. Sanırım  grubun ne olduğunu, amacının ne olduğunu anlamaya çalışıyorlardı. Toplum olarak biraz kabuğumuza çekilmeyi sevdiğimizden, patologlarda bu özellik tavan sanırım.

 

2017 yılı başlarında, çoğunu şahsen tanımadığınız birkaç meslektaşınıza ulaşarak, yöneticiliğe davet ettiniz. Bu dönem ve sonrasındaki gelişmelerden bahseder misiniz?

 

Dediğiniz yıllarda artık çok yoğun bir merkezde çalışıyordum ve gruba istediğim vakti ayıramıyordum. Yıllar içinde grupta birkaç arkadaşımın katkılarının çok kıymetli olduğunu fark ettim. Hatta bu arkadaşlar benden daha çok emek vermeye başlamışlardı. Twitter’da ilgilerini çeken vakaları platforma taşıyorlardı ve gönderilere mutlaka yorum yapıp insanlara yardım ediyorlardı. Bu o kadar hoşuma gitti ve beni duygulandırdı ki bu güzel insanlara tek tek ulaşıp grup yöneticiliğini teklif ettim ve çok güzel geri dönüşler aldım.

 

 

Zaman zaman grupta oldukça ilginç ya da “İşte bu!” dedirten paylaşımlar olabiliyor. Bir süre Prof. Phillip McKee dermatopatoloji paylaşımları yapıyordu. Sizin için grubun “Enleri” neler?

 

Çok güzel ve muzip bir soru. Prof. Phillip McKee bir efsane, katkısı ile bizleri onurlandırdı ancak çok yoğun olduğu için çok nazik bir gönderi ile paylaşımlarına kendi açtığı grupta devam edeceğini belirtti. Bence Prof. Phillip McKee bizim için tam bir doping oldu. Derken sahalara Akif Demir hoca hızlı bir giriş yaptı ve McKee’nin sessizliğini bize unutturdu. Akif hocanın tarzı tam benlik, gizemli, zıpır, biraz tatlı sert, sunumlarıyla her an ters köşeye yatırabilir. Grubumuza daha çok katkı yapması için yöneticiler olarak sürekli dua ediyoruz. Kendisi, bu söyleşiyi yaptığım sıralar nevresim desenleri üzerine çalışmalar yapıyordu.

Kardeş ülke Azerbaycan’dan sevgili Jamal Musayev gizemli vaka sunumları ile grubu zaman zaman ateşliyor, paylaşımlarına hoca düzeyinde güzel yorumlar yapılıyor, bizler de keyifle takip ediyoruz.

Osman Kara’nın yeri çok ayrı, nerdeyse tüm yorumlarının peşine eklediği ünlemler muhteşem, sesini adeta duyuyor gibi oluyorum.

Birde metalci gençlik var, Ahmet Çağrı Evran. Bazen eyvah acaba ne yazdı, birileri alınmasa keşke dediğim rockçı çocuk. Zaman zaman ciğer şiş ısmarlayarak börtü böcek soruyor.

Pembe Oltulu, Şirin Özer Küçük ve Duygu Şener Twitter’daki güzel paylaşımları gruba taşıma konusunda bir numaralar. Arzu İlkay Çınar ve Sultan Çalışkan’da paylaşımları ile gruba hareket katıyorlar.

 

Grubun başarısını nelere bağlıyorsunuz?

 

En önemli sebep ulusal alternatifinin olmaması. Uluslararası çok sayıda grup var ancak kimisi bizim kadar hareketli değil. Üyeler arasında etkileşim anında gerçekleşiyor, bu özellik hepimiz için çok kıymetli. Sosyal medya ağının bu denli büyümesinin en önemli sebebi, geniş bir kitleye ulaşıp hızlı etkileşimi sağlayabilmesi. Yeni nesil, paylaşmayı daha çok seviyor diye düşünüyorum. Asistanlıkta bazı teknik konuları yeterince öğrenemeden mezun oluyoruz, bu gibi ihtiyaçlarımız için hızlıca akıl alabileceğimiz bir sürü uzmanın, hocanın olduğu düzeyli güzel bir grup, hal böyle olunca duyulan ilgi de gittikçe artıyor.

 

Patolojide aktif olarak kullandığınız diğer sosyal medya araçları hangileri?

 

Twitter ve Instagram kullanıyorum. Twitter sayesinde çok güzel bilgiler ediniyorum. Yabancı meslektaşlarımız Twitter’ı board sınavı eksenli kullanıyorlar ve yarım saat gibi kısa bir sürede hızlı bir patoloji tekrarı yapabiliyorsunuz. Ben bu iki sosyal medya aracını kişisel gelişimim ve daha çok ülkemi tanıtmak amaçlı kullanıyorum. Gönderilerimde bayrağımızı ve Türkiye hashtag’ini kullanmaya özen gösteriyorum.

 

 

Prof. Dr. Alp Usubütün öncülüğünde gerçekleştirilen “Türkiye’de Patoloji’nin Sorunları ve Çözüm Önerileri” olarak sunulan detaylı raporda “Patoloji’nin Geniş Toplum Kesimleri ve Diğer Meslektaşları Tarafından Fark Edilmesi ve Anlaşılması” alt başlıklı çalışma grubunun raportörlüğünü yaptınız. Ayrıca Patoloji Dernekleri Federasyonu bünyesindeki “Sosyal Medya Komisyonu” üyelerinden birisiniz. Şu ana kadar içinde yer aldığınız çalışmalardan ve aldığınız sonuçlardan bahseder misiniz?

 

Evet, Alp hoca bizim için büyük bir şans oldu ve sosyal medya komisyonunu kurarak çalışmalarımıza ivme kazandırdı. Skype’ta yaptığımız toplantılarda çok güzel eylem planları, etkili görev paylaşımları ile kısa sürede yol haritaları oluşturduk. Komisyon üyeleri arasında inanılmaz bir doku uyumu oluştu, herkes projeler sundu ve Pembe’nin muhteşem önerisi ile PathArt yarışması düzenlendi. Sevgili Sultan’nın bilgisayar konusundaki becerisi ile çok güzel afişler hazırlandı. Yarışmamız uluslararası olup çok ses getirdi. Afişler dünyaya yayıldı. Başlangıçta ne denli kıymetli işler yaptığımızın çok farkında değildim ancak kongrede çok kıymetli meslektaşlarımızın olumlu geri dönüşlerini aldıkça çok mutlu oldum ve daha çok heveslendim.

 

Aklınızda başka sosyal medya projeleri var mı?

 

Evet, yakın zamanda YouTube’da bir şeyler yapmak istiyorum. Buradaki hedef kitlem tamamen halk olacak, patolog eksenli eğlenceli paylaşımlar yapmayı planlıyorum.

 

En sık kullandığımız iletişim kanalımız olan Patoloji Platformu’nu kurarak çoğunluğun ihtiyaç duyduğu büyük bir açığı kapatmış oldunuz. Bu keyifli sohbet ve öncülüğünüz için teşekkür ederiz.

 

Çok incesiniz, bu keyifli sohbet için ben teşekkür ederim. Patocanlarımıza ve sitocanlarımıza katkı sağlayabiliyor isek ne mutlu bize…

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir