Patolojinin Yeni Yüzü- Mehmet Uhri

Tıp fakültesi öğrencilerinin gözünde patoloji yoğun, ciddi ve olabildiğince teorik zor bir ders olarak bilinir. Fakülte yıllarından başlayan bu “olumsuz” izlenim hekim camiasında patoloji eğitimi sırasında tanıdıkları uzmanların genellikle ağır, ciddi, ketum ve hatta soğuk görünüşlü kimseler olarak algılanmasına yol açmaktadır. Yıllar sonra bile hekimler kendilerini terleten patoloji hocalarından söz etmekte, patoloji ile ilgili hoş anılar sınırlı kalmaktadır.

Patologlar açısından abartılı bulunsa da ne yazık ki, bu ciddi, ketum ve asık yüzlü patologlar algısı patolojinin tıp camiasında hak ettiği ilgiyi görmemesine ve yeterince tanınmamasına katkıda bulunmaktadır.

Patoloji ile ilgili “olumsuz” izlenimi kırıp patoloji ile ilgili ön yargıları dağıtacak arayışlar patoloji dernekleri federasyonu bünyesinde sosyal medya komisyonunun kurulması ile farklı bir boyut kazanmıştır.

Bu makale, ülkemizde patoloji alanında sosyal medya üzerinden bir araya gelen küçük bir çalışma grubunun kısa tarihini kayıt altına almayı amaçlamaktadır.

Dünyada olduğu gibi ülke genelinde de patolojinin tıbbın diğer alanlarından farklı olarak yeterince tanınmaması, hak ettiği önemi görmemesi ülkemizde patoloji alanındaki dernekleri bir çatı altında toplayan Patoloji Dernekleri Federasyonunun da sık sık gündemine gelmekteydi. Dahası bu güne kadar bulunan tanıtım yöntemleri istenen etkiyi doğurmaktan çok uzak görünüyordu.

Her şey PDF Yönetim Kurulu üyesi Prof. Dr. Alp Usubütün’ün farklı bir yöntem geliştirmek ve patolojinin tanıtımına katkıda bulunabilmek amacıyla sosyal medya komisyonu oluşturmak için 2016 kongresi sonrası nabız yoklamasıyla başlıyor. Gizli saklı olmasa da bir “komitacı” gibi konuya hevesli, bilgili, donanımlı ve hepsinden önemlisi “istekli” uzmanları önce göz hapsine sonra kayıt altına alarak 4 Ağustos 2017 de WhatsApp üzerinden iletişim grubunu kuruyor.

Çalışmaya başlayıp faaliyetleri ayyuka çıktıktan yaklaşık bir yıl sonra Patoloji Dernekleri Federasyonu yönetim kurulu onayı ile legal hale gelecek olan “örgüt” üyeleri illegal olduklarının farkında olmadan sosyal medya üzerinden örgütlenmesini tamamlar.

İleride dünya çapında ilgi görecek poster aracılığıyla patolojinin gülümseyen yüzü haline gelecek olan sevgili Dr. Sultan Çalışkan ise komisyonun kurucularından Dr. Hatice Uzuner’in önerisiyle telefonunda kayıtlı olduğu biçimiyle “Pato Sulti” adıyla gruba dâhil olur.

SoMe komisyonu görev tanımı, çalışma ilkelerini ve yöntemlerini belirleyerek Dr. Hatice Uzuner’in kaleme aldığı aşağıdaki manifesto ile çalışmalarına başlar.

Patoloji Dernekleri Federasyonu Sosyal Medya (SoMe) komisyonu manifestosu;

Günümüzde sosyal medyanın, yazılı ve görsel basının patolojinin toplumumuzda ve klinisyenler arasında doğru bilinirliğini sağlamak için etkili kullanılması konusunda eylem planı oluşturmak için PDF sosyal medya komisyonu olarak bir araya gelmiş bulunmaktayız. Yapmış olduğumuz görüşmeler neticesinde bir yol haritası oluşturuldu.

1- Hasta veya hasta yakınları, klinisyenler veya tıp fakültesi öğrencileri ile bir dakikayı aşmayan “patoloji/ patolog nedir/kimdir” konulu videolar çekilmesi

2- İnsanların sıkça gittikleri yerlere (hastaneler, AVMler…) esprili/ ciddi posterler hazırlanması (Videolarda hangi yönlerimizin vurgulanacağı belirlenmeli).

3- Hazırlanan videolardan kolajlar oluşturup sosyal medyada yayılmasının sağlanması.

4- Video dışında topluma/klinisyenlere patolojiyi/ patoloğu tanıtmak için başka neler yapılabilir üzerinde çalışılması.

5- Topluma/ klinisyenlere ayrı ayrı profesyonel esprili/ciddi videolar hazırlanması (Profesyonel destek için üniversitelerin radyo-TV kulüplerinden destek istenebilir).

6- Tıp fakültesi öğrencisi ve klinisyenlerden oluşan bir ekip ile 3-5 soruluk röportaj yapılıp, peş peşe montajlanıp videonun sonuna doğru bilgilerin olduğu bölüm eklenmesi ve yayınlanmasının sağlanması

7- Hastalara yönelik düzenlenmiş web sayfası, facebook, instagram hesapları oluşturulması,

8- Jinekologlarla iş birliği yapıp smearler alınır alınmaz hastanın sürece tanık olduğu bir ortamda tanı vermek, ulusal serviks kanseri gibi bir gün var ise o günde böyle bir etkinlik oluşturulması.

9- Toplumca tanınan kişiler ile iletişime geçilip bizim için kısa videolar çekmelerinin sağlanması.

SoMe komisyonu henüz legal hale gelmese de dünyada yapılmış ve kullanılmakta olan örneklerden yola çıkarak sessiz ve derinden araştırmalarına başlar. Sosyal medya paylaşımları ve özellikle videoları incelemek, beğendiklerinden seçilenleri Türkçe alt yazılı hale getirmek biçiminde yöntem belirler. Dr. Erdener Özer’in patolojinin tanıtımı amacıyla hazırlayıp paylaştığı “Patoloji nedir? Patologlar ne iş yapar?” isimli videonun sosyal medya paylaşımları ile yeniden gündeme getirilmesi sosyal medyanın gücünü işaret etme anlamında hayli umut verici olur.

(Adı geçen videoya Patoloji nedir? Patologlar Ne İş Yapar? linkinden ulaşabilirsiniz )

Sosyal medya üzerinden PDF yayın organlarının tanıtımı ve makalelerin paylaşımı da iyi reyting katkısı sağlayınca grubun kendine olan güveni artar. Patoloji camiası ise SoMe adıyla “örgütsel faaliyetlerde” bulunan bu illegal örgüte mesafeli yaklaşmaktadır.

Örgüt ise yaklaşan 2017 ulusal patoloji kongresi ve kongre sırasında gerçekleşecek olan uluslararası patoloji günü etkinliğini örgütsel faaliyetlerde bulunmak için fırsat olarak görür. Sosyal medya komisyonu faaliyeti olarak kongreyi tüm taraflar için cazip kılma üzerine bir süre kafa yorulur.

Dr. M. Uhri’nin konu ile ilgili saptamaları ve önerileri şöyle oldu;

Ulusal patoloji Kongresini nasıl cazip kılarız?

Bazı ön kabullerde anlaşabilirsek ilerleyebiliriz;

1-    Kongreler kendine özgü hiyerarşisi ve bilimsel ciddiyeti olan oturumlardan oluşur katılımcıları formel olmaya ve formel davranmaya zorlar. (Kılık kıyafet ve benzeri)

2-    Patologlar mesleki çalışma şartları gereği sosyalleşme yönünden “eksik” bir meslek grubudur. Bu eksiklik kongre ortamlarına da yansır.

3-    Yapılan anketler katılımcı veya patologların gözünde kongrenin değerini öncelikle konuşmacı hocaların kimler olduğu ve kursların niteliğinin belirlediğini göstermektedir. (Yani azami fayda beklentisi)

4-    Mesleki olarak sosyalleşme sıkıntısı yaşayıp bunu normalleştirmiş patologların kongreden azami faydalanma çabası yoğun kongre programı ile örtüşünce rutinden bile yoğun ve bir o kadar asosyal kongre oturumları ile karşılaşabiliyoruz. (Akşama kadar bitmek bilmeyen oturumlar)

5-    Zamanında başlayamama ve verilen süreye sığdırılamayan konuşmalar içeriği ne kadar dolu olursa olsun özensiz hazırlanıp özensiz yönetilen oturum izlenimi doğurmaktadır. (Anlatacağını verilen süreye sığdıramama konuşmacının beceriksizliği olarak görülmelidir. Aksi halde konuşmacı çok önceden süresine itiraz etmelidir.) Bu söylediklerim yabancı konuşmacılar için de geçerlidir.

Kongreleri cazip kılmalı mıyız?

Kongrelerin alışılmış formatta kalmasını isteyecek önemli sayıda patolog olabilir. Cazibesini artırmak için atılacak her adım formel yapıdan bir tuğlanın çekilmesi sonucunu doğuracaktır.

Varsayalım ki daha cazip kongre düzenlemek istiyoruz;

İki hedefimiz olmalı:

1-    Patologların asosyal veya atipik otizm benzeri görüntüsüne gönderme yapıp aynaya bakabilmelerini sağlamalıyız. (Zor değil çok malzememiz var, çocuklarımızın gözünde nasıl göründüğümüze dair bir resim sergisi bile çok güzel anlar yaratabilir.)

2-    Mesleki hiyerarşi ve ciddiyetin neredeyse zirvesi gibi görünen oturumlara saldırmalıyız. (Oturumlarda şeytanın avukatlığını yapacak soru veya katkılarıyla konuşmacıları zor duruma düşürmeye çalışacak bir çalışma grubu – uzun mesafe koşularında tavşan atlet gibi)

Tüm bunları yaparsak standart formatın dışına çıkıp hafızada yer edecek anlar, anılar yaratır ve dönüşte patologların birbirine yaşananları anlattıklarını hayal edebiliriz. İşte o zaman bir sonraki kongre için istediğimiz cazibeye fazlasıyla ulaşmış oluruz.

Kongreyi cazip kılma üzerinde yeterince beyin fırtınası yapıldıktan sonra mikrofotografik fotoğraflardan oluşan “PathArt” sergisi fikrini ortaya atan Dr. Pembe Oltulu ileride nur topu gibi hayli ilgi gören bir yarışmanın ve turneye çıkacak PathArt sergilerinin fikir anneliğini yapar. Hatta Dr. Oltulu PathArt yarışması vesilesiyle elde edilen örgütsel dokümanları (ödül kazanan ve sergilenmeye değer bulunan görseller) ileride farklı şehirlerde açılacak olan örgütsel faaliyetlerde kullanarak patolojinin tanıtımına militanca katkı verir. Uluslararası PathArt yarışma ve sergileri kongrelerin heyecan verici parçalarından birine dönüşür, talep görür.

Hashtag oluşturma ve Patoloji dernekleri federasyonunu uluslararası anlamda temsil edecek bir figür bulma konusunda hayli ilginç tartışmalar yaşanır. Ülkemiz patologlarının kendileriyle dalga geçebiliyor olduklarını göstermek için Turkey-Hindi figürü üzerinde bile durulur. Ancak Alp hoca federasyon yönetimini sosyal medya komisyonuna bile zor razı ettiğini, hindi önerisini götürecek esnekliğe henüz hazır olmadığını söyleyince vaz geçilir.

Bir dakikayı geçmeyen kamu spotu çekilmesi ve maliyetin PDF bütçesinden karşılanıp karşılanmayacağı, buna değip değmeyeceği tartışılır. Yüksek maliyetler nedeniyle amatör çekimler arasından yapılacak seçimlerin sosyal medya paylaşımları için yeterli olacağı üzerinde uzlaşılır.

Patoloji dernekleri federasyonu sosyal medya komisyonu ilk olarak #TCPAntalya2017 Hashtag’i ile görünür hale gelir. 2017 kongresinin twitter tanıtımı, uluslararası katılımlı PathArt yarışması ve sergisi ile çalışma grubunun ilk ürünleri şekillenmeye başlar.

25 Eylül 2017 ye kadar “illegal” bir grup iken PDF yönetiminin onaylayıp web sayfasında ilan etmesiyle PDF SoMe komisyonu legal bir örgüt haline dönüşür.

3 Ekim 2017 de kısa bir hazırlıktan sonra grup üyeleri Skype üzerinde görüntülü toplantılarının ilkini yapar. Grup üyeleri bu ilk toplantı için aynı gün ve saatte ekran karşısında olma konusunda zorluk çekmese de giyilecek kıyafet, ev hali, Zeki Müren’de bizi görecek mi? gibi sorular yüzünden hayli terler. Akşam 20.00 gibi “ev haliyle” görünür olup çoluk çocuk ve hatta evcil hayvanların da katıldığı Skype toplantılarını ara ara tekrarlar. Bu toplantılar herkese iyi gelir. Samimiyet artar.

Bu arada İngiltere’de de yapılmış ve lösemi hastası futbolcular üzerinden patolojinin tanıtımının yapıldığı “The Ultimate Goal” isimli filmin Türkçe alt yazı ile yayınlanması için izin alınır. Türkçeleştirme ve yayına hazırlanmasında da başta Dr. İbrahim Kulaç ve Dr. Eylül Gün büyük emek harcar.

(Adı geçen videoya Asıl Gol Türkçe Altyazılı linkinden ulaşabilirsiniz.)

Kongreye yaklaşıldığında M. Uhri’nin kaleme alıp seslendirdiği yarı amatör bir çekim olan “kahve fincanı” isimli kısa film sosyal medya paylaşımlarına açılır. Hayli ilgi görür.

(Adı geçen videoya Kahve Fincanı Video linkinden ulaşabilirsiniz)

Hepsinden önemlisi PathArt yarışması Hacer Irmak Soldamlı’nın büyük emeği ve katkısı ile 2017 kongresinin en göz alıcı etkinliklerinden biri olur. Başlangıçta öngörülemeyen bir şey gerçekleşir. PathArt yarışmasında ödül kazanan ve sergilenmeye değer bulunan eserler farklı mekânlarda sergilenmek için davet alır.

PDF web sitesinin revize edilmesi üzerinde de grup üyeleri katkı ve destek verir. Sosyal medyada yapılan patoloji konsültasyonlarında yaşanan etik durum üzerine kafa yorulsa da konu hukuki ve etik önemi nedeniyle komisyonun görev tanımı dışında bırakılır.

Dr. Duygu Şener’in web sitesi kurma fikri sayın Şener’e “bir iş” olarak yapışınca Dr. Umut Aykutlu ile birlikte kısa sürede web sitesi dizayn edilip faaliyete geçirilir. Legal hale dönüşmüş örgüt, örgütsel dokümanlarını görünür kılacak ve sosyal medya üzerinden paylaşıma açacak yeni bir kanala kavuşur. Bu amaçla oluşturulan http://chatpath.net sitesindeki içeriklerin net ortamı yanı sıra sosyal medya platformlarında da paylaşılabilmesi işini örgütün sosyal medya canavarları Dr. Şirin Küçük ve Dr. İlkay Çınar üstlenir. Örgütün sosyal medya platformlarına sempati toplayarak sızması konusunda sayın Küçük ve sayın Çınar sessiz ama etkin bir görev yürütür.

Tüm bunlar yaşanırken 2018 Patoloji kongresinde sosyal medya komisyonuna oturum için salon ve programda yer verilmesiyle komisyon çalışmalarının federasyon yönetimince de takdir gördüğü anlaşılır. Bu durum komisyon üyelerinin moralini arttırır. Alınan gazla Dr. Erdener Özer’in önerisine uyup kongre sırasında “o ses patoloji” biçiminde yarışma yapmak bile düşünülür. Böyle bir yarışmadan ve oluşabilecek gayrı ciddi durumdan patoloji camiasını yarışmanın yüksek maliyeti kurtarır.

Kongre oturumda kullanılacak başlığın ilgi çekici olabilmesi için gelen öneriler arasından seçim yapmakta zorlanılır. “Patolojide sosyal medya kullanımı-Zeki Müren’de sizi görecek” biçimindeki başlık kongrenin ciddiyeti açısından sorun oluşturacak gibi olunca “Patolojide sosyal medya kullanımı konusunda merak ettiğiniz her şey” biçiminde “edepli” bir başlık seçilir. Komisyon üyelerinden Dr. Pembe Oltulu, Dr. İbrahim Kulaç ve Dr. Umut Aykutlu sunumları ile sosyal medyanın patoloji alanında kullanımına farklı açılardan tartışmayı planlar ve uygular.

Nisan 2018 e gelindiğinde sessiz ve derinden yürütülen patoloji ile ilgili farkındalık oluşturma amaçlı slogan üretme ve görsel geliştirme çalışmaları şekillenmeye başlar. Seçilen sözcüklerden yazıda kullanılan font ve rengine kadar her konu tartışılır. Bu konuda Dr. Sultan Çalışkan tüm grubu etkileyen bir çalışkanlık ve üretkenlik gösterir.

Herkesin üzerinde uzlaştığı bir afiş üretildiği düşünülürken Dr. İbrahim Kulaç afişte kullanılan mikroskoba bakan hekim fotoğrafının telif gerektirdiğini vurgular. Bittiği düşünülen afiş üretiminde başa dönülür.

Bu aşamada afiş tasarlanmasında bir grafiker kadar emek veren Dr. Sultan Çalışkan pes etmez. Poster için, Dr. Alp Usubütün’ün önerisi ve komisyon üyelerinin desteği ile Dr. Sultan Çalışkan’ın kendi fotosu olması yönünde baskı oluşturulur. Sevgili Sultan “çok sağ olun ama bence patolojiye daha uzun süre emek vermiş birinin veya bölümlerimizdeki “fotojenik” hocaların resmi olsa daha iyi olur” biçiminde sanatçı kaprisi yapma eğilimine girer. Patoloji ana bilim dallarının deneyimli yaşını başını göbeğini almış ciddi görünümlü hocaları göz önüne gelince vicdanına yenik düşüp direnmekten vazgeçer. Sevgili Sultan kendi fotoğrafını koyarak hazırladığı posteri “ne yazık ki bu kadar olabildi” şeklinde tevazu göstererek paylaşsa da komisyon üyeleri patolojinin “yeni yüzü” ile karşı karşıya olduklarını anlar ve heyecan duyarlar.

Posterin İngilizce versiyonunun üretilmesinde de Dr. Eylül Gün ve Dr. İbrahim Kulaç gecikmeye mahal vermez. Posterlerin sevgili İlkay ve Şirin sayesinde “sızılmış” sosyal medya platformlarında paylaşıma açılması yurt içinde ve yurt dışında sansasyonel etki yaratır. Örgütsel dokümanların beklenin ötesinde ilgi görmesi yeni posterler üretmek için ilham ve istek yaratır.

Bu arada patolojinin olmazsa olmazı olan etik duruştan da taviz verilmez. Posterde slogan olarak kullanılan “Biliyor musunuz? Tıp patoloji olmadan sadece bir tahminden ibarettir” cümlesini bizlere kazandıran Dr. Sanjay Mukhopadhyay’ ın adı da poster de yer alır.

Ortaya çıkan ürünlerin verdiği cesaret yeni arayışlara dönüşür. Dr. Erdener Özer uluslararası patoloji günü anısına pul bastırma konusunu bile gündeme getirir.

Sosyal medya alanında dünya patoloji camiasında en etkin 100 isim arasında komisyon üyelerinden Dr. Pembe Oltulu’yu görmek herkes için gurur vesilesi olur.

İşte tüm bu süreç içinde patoloji ve patologlar hakkındaki ciddi, ketum, ağır ve hatta soğuk şeklinde sıfatlarla ifade edilen ön yargıları kırabilmek ve yeni köprüler kurabilmek için Dr. Sultan Çalışkan’ın yüzü yeni bir açılım yaratır. Komisyon üyelerinin küpesinden saatine didik didik etmesine aldırmadan posterdeki dinamik duruşuyla patoloji camiası yeni bir yüz kazanır.

Gelinen noktada PDF SoMe komisyonu üyesi ve patoloji camiasının tanınmış yüzü olan Dr. Sultan Çalışkan’ın gelen teklifleri dikkate alıp reklam ve tasarım dünyasına yönelmesiyle patolojinin “yüzsüz” kalmasından endişe ediliyor olsa da komisyon üyeleri yeni başkanları Dr. Pembe Oltulu ve Dr. İbrahim Kulaç ile çalışma azmi ve kararlığını devam ettirmektedir.

İllegal ve legal süreçlerden geçerek faaliyetlerini sürdürmekte olan PDF Sosyal Medya (SoMe) komisyonu özünde patoloji alanının tanıtımına destek vermeyi amaç edinmiştir. Ancak SoMe komisyonu örgütlenme modelinde sessiz ve kararlı katkısıyla Dr. Alp Usubütün’ün oluşturduğu etkiye dikkat çekmemek olmaz. Sayın Usubütün’ün ortaya koyduğu yatay, değişken ve dinamik örgütlenme modeli patoloji camiasının dikine hiyerarşik örgütlenmesinden çok farklı olmasına karşın camianın genlerine virüs gibi sızmış görünüyor.

Gelinen noktada patoloji camiası içinde gelişen sosyal medya örgütlenmesinin zaman içinde istenen dönüşümü gerçekleştireceğini öngörebiliyoruz. SoMe örgütlenme modelinin patoloji camiasının katı, ketum, hiyerarşik yapısına bir virüs gibi sızıp genotipi değiştirerek patolojinin yeni yüzüyle hak ettiği ilgiyi göreceği günlerin yakın olduğunu düşünüyoruz.

PDF SoMe Komisyonu:

Umut Aykutlu, Sultan Çalışkan, İlkay Çınar, Eylül Gün, İbrahim Kulaç, Şirin Küçük, Pembe Oltulu, Erdener Özer, Duygu Şener, Mehmet Uhri,  Alp Usubütün, Hatice Uzuner.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir