Ama dostum bu şehir çok köşede- Erdem Çomut

Bıçak kemiğe dayandığında, yani münhal kadrolar açıklanıp “taze” bir uzman olarak atanma

günlerim yaklaştıkça, bu süreci hala reddetme halindeydim…

İlk Şok: Mevzuyla ilgili bakanlık çalışanları adeta haritayı önlerine açıp “Bütün güneydoğu sınırını işaretleyin, lanet patologlara acımayın, nıhahaha” diyerek klişe kötü adamlığın hakkını veriyorlardı. Ankara’nın batısı ise artık eski fotoğraf albümlerinde tozlanabilir.

2.aşama: Tercih ve Son Direniş

Bana kilometre bazında en yakın yeri yazayım da bir şansımı deneyeyim dedim. Sonuçta şanslı adamım, pratisyen zorunlu kurasında adı 30 kişinin içinden batının incisine çıkmış adamım 😎. Hatta gazozu ile ünlü bir şehrimizde ev bile bakmaya başladım daha tercihlerimi hazırlarken. Dereyi görmeden paçaları sıvadım, müstakbel 1. tercihim ve potansiyel yeni görev yerim için.

3.aşama: Gerçekler ve Kabulleniş

‘Ben burayı yazmam arkadaşım, gönderecekse devlet göndersin oraya…’ Dedim ve yazmadım bazı yerleri. Evet gönderecekti ve devlet gönderdi. Artık o şanslı ben yokum ortalarda. Merhaba kaybedenler kulübü, merhaba siyasetçilerin adını en çok kullandığı ikinci şehir, merhaba 1800 km mesafe ve merhaba arabamı geride bırakıp artık sadece MTV ve kasko dönemi hatırlayacak olmam. Elveda adlarını sayarken sesimi titreten her şey! 

4.aşama: Güzelleme Çabaları ve Ara Tökezlemeler

Zaten askerliği de kağıt üstünde yaptım, bu benim için askerlik sayılır. Sonuçta farklı bir coğrafya ve farklı güzel insanlar tanıyacağım. Büyük şehirlerden de alabildiğine bunaldım, gram değerim yok kalabalığın içinde, biraz saygı görmeyelim mi be abi… Şimdi kaç kişi Bostanlı’da gün batımını izlerken o gün batımının değerini bilmiyordur acaba? Daha önce yaşadığım yerde yaşarken kaç Mor ve Ötesi ve kaç Redd konseri kaçırdım ve ben onları neden kaçırdım?  Havaalanları, virajlı yollar, kar, çamur, kapsama alanı dışı kimlik kontrolleri ve hafızam kadar loş otel odaları.

5aşama: Çalışma arkadaşlarım ve cahiliyetimin keşfi

Ürolog arkadaşımla sohbet ederken bir çocuk kadar masum;

Ben: -“Abi şimdi bize yıllık şu kadar biyopsi geliyor da benim hizmet puanım…”

Ürolog Arkadaş: -“Abi dur, dur senin için gaz ve toz bulutundan başlayalım: Performans ile hizmet puanının hiçbir alakası yok. Sen bugüne kadar hep o 4,5 milyonluk şehirde çalıştın değil mi? Gir abi şimdi e-Devlet sayfasına. Ama uygulamadan değil de websitesinden aç. Yaz şimdi hizmet puanı sorgulama. Al işte senin Ocak ayına kadar olan puanın bu. Sen 500 gün burada kalacaksın, topla şimdi. Ahanda gelecekte sahip olacağın puan bu. Bununla hizmet içi atamaya gireceksin.”

Ben -“Ama bu yetmez ki …”

6.aşama: Akışına bırakma(k)

Yetmezse yetmesin, onu da şimdi mi düşüneceğim? Countdown diye bir uygulama var -ki bir nevi şafakmetre- indirdim o uygulamayı, maksat kafam net olsun. Kendi kendimin patronuyum sayılır, spor salonu var, henüz gitmesem de bir kayak merkezi var, burda çipura yedim, bir kırtasiyenin kitap reyonunda Stefan Zweig’ın Amok Koşucusu’nu buldum. Aslında İran ve Irak’a çok yakınım. Sanki Amerika’ya gide gide ölüyormuşum gibi “Ama İran’ın damgaladığı pasaportla Amerika’ya gidemiyormuşuz” söylentilerine bıyık altından gülüyorum.

 

Son söz: Herkes köşesini kapmış, iyi ama bize de güzel ülkemizin bu güzel köşesi düşmüş. Hepimize torpilsiz rüyalar, geç gelen günaydınlar ya da en sevimli ve sıcakkanlısından bir Rojbaş!

 

Erdem Çomut

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir